PostHeaderIcon EY NEZAKET NEREDESİN?

nezaketesekkresmalale EY NEZAKET NEREDESİN?

Nezaket bir gülümseyiş,
nezaket bir bakış,
nezaket bir merhabadır;
nezaket tam çağında bir gönül alma,
ta yürekten bir teşekkürdür çünki.

Nezaket bir insaniyettir.
O hâlde biraz daha nezaket, biraz daha…

İskender Pala

Bir de JOHN ALLSTON’un sevdiğim bir sözü var. “Giderken, beraberinizde götürebileceğiniz tek şey, arkanızda bırakacaklarınızdır!” . Bugünlerde bunu düşünen kaldı mı bilmiyorum. Bugünler dertliyim bu konudan biraz. Güzelim tasavvuf nezaketi,gerçek müslümanın veya modern avrupalının nezaketi nerede kaldı bilmiyorum.Nezaket bir adamın yapmacık kravatına, bir bayanın topuklu ayakkabıları ile kırıtmasına takılıp kaldı gibi çoğunlukla.Yapmacıklığın adı oldu bu güzelim davranışın adı. Eskiden kaşını bile karartsan hesabı var diye korkuturdu bizi büyüklerimiz.şimdi kim kimi ezerse kar olmuş. Oysaki Nezaket pek çok küçük ayrıntıdan oluşur ve bizim başkalarına ne derece saygı duyduğumuzun bir göstergesidir. Son zamanlarda ise bu kavramı çoktan unuttuk. En iyisi bir hatırlama yaparak, nelerden vazgeçtiğimizi görmek. Ve hemen önlem almak.işte birkaç tavsiye…

Cümlelerinize ‘lütfen’ diyerek başlayın:
Gündelik hayatın kaosu içinde ya acelemiz vardır ya sinirliyizdir ya da herhangi başka bir problemimiz vardır. Bu nedenle nezaketin temel kuralı olduğu halde cümlelerimize ‘lütfen’le başlamayı hep ihmal ederiz ya da erteleriz. Oysa bu sihirli sözcüğün varlığı ya da yokluğu karşımızdaki insanla aramızdaki iletişimi, iyi ya da kötü yönde etkileyebilir. ‘Lütfen bana şu gazeteyi uzatır mısın?’ cümlesi ile ‘Gazeteyi uzatsana’ arasında büyük fark vardır.

nezaket kurallarıİkinci cümle karşı tarafa sanki şu mesajı vermektedir: Sana iyi davranana kadar sakın yerinden kalkıp benim için bir şey yapma. ‘Lütfen’ sözcüğünü hangi sıklıkta kullandığınız sizin başkalarının özgürlüğüne ne kadar saygı gösterdiğinizi belirtir. Bunu çevrenizdekilerden esirgemeyin.

Sizden sonrakileri düşünün:

Sizden fazla bir şey istemiyoruz. Örneğin güneşlendiğiniz kumsala sizden sonra gelecek turisti düşünmeniz, izmarit ve bira şişelerinizi etrafta bırakmamanız kumsalın bir nebze de olsa temiz kalmasını sağlayacaktır. Unutmayın tek bir izmarit sizin için fark yaratmayabilir ancak kumsal için kesinlikle fark eder. Ekolojiyi temelde bir nezaket problemi olarak düşünebiliriz.

nezaket kurallari EY NEZAKET NEREDESİN?

Dış görünüşünüz:
Gerçek zarafete ruhumuzda erişiriz. Bundan sonrası daha az önemlidir. Evet, giysilerimiz bizim aynamızdır: Çevremize verdiğimiz önemi, değeri ve saygıyı gösterir. Aynı zamanda empati kurmamıza yardımcı olurlar. Bu konuya başarılı ve ünlü bir işadamının nezaketini örnek verebiliriz. Bir toplantıdan önce misafirinin bagajlarının hava alanında kaybolduğunu ve onun bu nedenle toplantıya takım elbiseyle gelemeyeceğini öğrenen işadamı, meslektaşının kendisini kötü hissetmemesi için evine gider ve üstünü değiştirip sıradan giysilerini giyer. Bürosuna döner ve misafirini böyle karşılar.

Cep telefonunuzu kapatmayı unutmayın:
Alexander Graham Bell, 1876 yılında telefonu icat ettiğinde, onun görgü kurallarıyla ilgili problemler yaratacağını bilemezdi tabii. Günümüzde, yaygınlaşan cep telefonları tiyatroda, sinemada ya da tam gelin ve damadın ‘Evet’ diyeceği anda bir nikahta aniden çalıp, sahibini renkten renge sokabiliyor. Gereken yerlerde cep telefonunu kapatmayı unutmamak bir saygı göstergesi ve en azından komik duruma düşmemek adına bunu yapmayı asla ihmal etmemek gerekiyor.

Başkalarının zamanına saygı gösterin:

Kronikleşmiş bir geç kalma alışkanlığına sahip olanlar öncelikle bunun başkalarının zamanını çalmak anlamına geldiğini bilmeliler. Bu, aynı şekilde kendi zamanına da saygı duymamak anlamına gelir. Geç kaldığımızda karşımızdaki insana ‘Geç kalırken yaptığım şey senden daha önemliydi, senin değersiz vaktin hiç umurumda değil’ mesajını veririz ve tahmin edersiniz ki bu da hiç hoş bir davranış değildir.

Özür dilemeyi öğrenin:
Love Story filminde ‘Sevmek, asla özür dilemek zorunda kalmamaktır’ denir. Elbette bu hoş bir ütopya olmaktan öteye gidememektedir; insanlar sık sık hata yaparlar ve sevdiklerinde de hata yapmaları doğaldır. Bu nedenle özür dilemek zorunda kalınır ancak önemli olan bunun nasıl yapıldığıdır. Aceleci özürler olayı oldu bittiye getirip kapatma izlenimi vereceği için tatminkar olmaz ve yeni problemlere yol açar. Dramatik ve abartılı özür dileme biçimleri de inandırıcı değildir. Özrün hangi cümlelerle dilendiğinden çok, bu durumda nasıl davranıldığı önemlidir; bu hatalarımızı onarabilir.

nezaket islamcokguzel EY NEZAKET NEREDESİN?

Ertelemeyin:
Uzun zamandır görmediğiniz, telefonunu kaybedip, vapurda karşılaştığınızda bir akşam mutlaka buluşmayı planladığınız eski arkadaşınızı ya da aylardır değil ziyaret etmek, telefon etmeyi bile ihmal ettiğiniz yaşlı teyzenizi ihmal etmeyin. Yarın ne olacağını hiç kimse bilemez ve siz bir gün o insanı ihmal ettiğiniz için pişman olabilirsiniz. Gündelik yaşamın akışına kapıldığımızda bizden ve bizim işlerimizden daha önemli hiçbir şey yoktur. Yakınlarımıza bir telefon edip hatırlarını sormak bile aklımıza gelmez. Ancak ertelemek bazen işe yaramaz, zamanı geldiğinde gerçekten çok geç olmuş olabilir. Bu nedenle sevdiklerinizi aramaya üşendiğinizde hemen ‘Yarın yaşıyor olacak mıyım ya da yarın o yaşıyor olacak mı?’ sorularını kendinize sorun ve özlediğiniz kişiyi arayın.

Başkalarının seviyesine inmeyi bilin:

Nezaket; başkalarına değer vermektir. Örneğin bir çocukla konuşmak istediğinizde onun seviyesine inmelisiniz. Bunu fiziksel açıdan da gerçekleştirebilmek için onun karşısında diz çökerek onunla aynı boyda olmalı ve konuşurken gözlerinin içine bakmalısınız. Bu şekilde aranızda bir empati kurulacaktır.

Yıldönümlerini kutlamayı ihmal etmeyin:
Unutmak bazen büyük bir hatadır, özellikle bazı tarihleri unutmak… Bazı güzel anılar tazelenmeli, tekrarlanmalı, geçmişte yaşanmış duygular canlandırılmalıdır. Her önemli gün, olması gerektiği gibi kutlanmayı hakeder. Örneğin bir evlilik yıldönümü sadece sinemadan sonra akşam yemeğine gidilen bir gün olmamalıdır. Çiftler arasındaki o güzel duygusal bağı pekiştirecek, dinmiş heyecanları canlandıracak bir biçimde kutlanmalıdır.

alıntı:http://www.kadinlaricin.net

Yorum Yaz

Arşivler
Giriş