PostHeaderIcon ASLI İLE KEREM EFSANESİ

keremileaslgzinmutlusk7 ASLI İLE KEREM EFSANESİ

Baktım ki efsaneler başlıklı konuma uzun süre ara vermişim. Bu gün bir efsane eklemek istedim. Aklıma da hemen “ASLI VE KEREMİN HİKAYESİ” geldi nedense. Belki geçengün kitabını görmüştüm kitapçıda ondandır. Ve anladım ki güzel Anadolumuza ait bu hikayeden
bahsetmenin zamanı gelmiş. Evvet hadi başlayalım….

İranın çok meşhur beldesi İsfahan’da adil, iyi yürekli bir padişah yaşardı. Çok zengin, rahat yaşayan ama bir türlü evlat saadetini tadamayan bir padişahtı. Ne tesadüftür ki emrinde çalışan bir Keşiş de aynı özlemi duymakda idi. Padişahın aklına bu keşiş gelince, padişahın derdine ortak olması için onu emretti. Ve uzun uzun sohbet ettiler. Keşiş padişaha “eğer bir saray yaptırır içini bahçesini süslerseniz bütün zamanınızı burada geçirir acınızı unutursunuz” deyince, padişah kısa bir sürede bu planı gerçekleştirdi. Bir gün Keşişin karısı ve hanım sultan saraydaki eğlenceyi ziyarete giderken karşılarına nur yüzlü bir ihtiyar çıkar, hanım sultana bir elma, Keşiş’in karısana bir ayva fidesi verir. Ve bunları ekmelerini ister. Hanım sultan da, Keşiş’in karısı da fidanlara kendi elleri ile bakar, büyütürler. Ancak iki ağaç da büyüdüklerinde meyve vermezler.

Jersey Mac Elma Fidani  21294438 0 ASLI İLE KEREM EFSANESİ

Hanım sultan birgün rüyasında yine o nur yüzlü ihtiyarı görür. Ve bu çocuk dileği için yalvarır. Yaşlı adam ona ağacın elma verdiğini, bu dileği için bu meyveyi yemesini söyler. Hanım sultan Keşiş’in karısına haber verir ve ağaçlarının yanlarına giderler. Hanım sultanın elma ağacı bir elma vermiştir. Ancak Keşiş’in karısının ağacında meyve yoktur. Hanım sultan elmasını ortadan ikiye böler ve yarısını Keşiş’in karısına verir. Buna karşılık çocukları olduğunda birinin kızı diğerinin oğlu ile evlenecek diye söz verdiler. Ve daha sonra ikisi de hamile kaldı. Padişahın oğlu, Keşiş’in bir kızı olur. Kızın adı “Kara Sultan” Oğlanın adı “Ahmet Mirza Bey” olur. Fakat ters giden bir şeyler olur. Keşiş bey birgün uyurken izmeye dalar ve “Bu kadar güzel bir kızı nden padişahın oğluna vereyimki?” diye söylenir. Ve bu fikrini karısına açıklar. Karısı ise “Ama Beyim biz hamile kalmadan önce çocuklarımızı birbirleri ile evlendireceğinimize yemin ettik” dedi. Keşiş bunun üzerine etrafa kızının öldüğü haberlerini yayar. Bu haber padişahın kulağına gidince padişah Keşiş’i huzuruna çağırır.
Padişah:
“Keşiş bu söylenenler doğru mu?”
Keşiş çaresiz ifadesi vererek;
Maalesef doğru kızım öldü diyerek padişahı kandırır. Daha sonra da kızını ve eşini alan Keşiş, Isfahan’a 3 gün uzaklıktaki “Zengi” köyüne yerleşirler. Bu zamanda da padişahın oğlu Mirza Bey 4 yaşına girmiş, mektebe başlamıştı. Yanında da Sofi adında çok zeki bir arkadaşı vardı. Seneler sonra Sofi ve Mirza Bey 12–13 yaşlarına basmışlardı. Sofi Mirza Bey’e bir teklifte bulunmuştu;
“Bak Mirza Bey baban çok zengin, serveti dünyayı alır! Ama bizde birdaha Genç olmayacağız, genç olduk, hadi gel avavlayalım” dedi.

efsane ASLI İLE KEREM EFSANESİ

Mirza Bey Sofi’nin bu sözleri üzerine avlanmaya, yiğitliğe talim etmeye gittiler. Mirza bey bir gece rüyasında “Kara Sultan”ın elinden şerbet içtiğini görür. Kalbi ve yüreği cehennem gibiydi. Daha sonra büyük bir heyecanla uyandı. Yalnız kimin elindne şerbet içtiğini bilmiyordu. Fakat kızın siması aklında kalmıştı.
Bir sabah Mirza Bey babasından izin alarak sofi ile birlikte “Zengi” köyüne gezmeye gittiler. Orada Keşiş’in evine misafir oldular, ikramlar yediler. Artık mirza Bey hep o taraflara av yapmaya gidiyordu. Birgün kolunda şahini ile yine gelmişti. O gün sarayın camının yanında gergef yapan bir kız gördü. Yanına yaklaştğı, dikkatlice baktıktan sonra bu kızın rüyasında gördüğü kız olduğunu anlayınca yanına yaklaştı ve:
Başı yastık göre mi?
Gözü dilber görenin?
Gözüne uyku girer mi?
Zülfüne berdar olanın?
Mirza Bey bunları söyledikten sonra kızı kendine doğru çekti, kızı öptü ve:
“Söyle güzel kız sen hangi bahçenin sümbülüsün?”
Deyince kız:
“Isfahanlı babam keşiş idi. Kerem eyle bırak beni! Babam görmesin!
Delikanlı:
“Aslı nedir? Salıvereyim!
Kız:
“Kerem eyle bırak beni!
Ddikten sonra Mirza beyin aklına bir şey geldi. Benim adım Kerem, senin adın Aslı olacak bundan böyle birbirimizi böyle çağıracağı! Bunun üzerine keşişin kızı Kerem’e bakarak:
“Kabul ediyorum” dedi. Keremde kızı bıraktı. Daha sonra Aslının işlediği gergefin üzerinde bulunan oyalı tülbenti aldı. Ve sofiyi bularak beraber Isfahan’a döndüler. Eve geldiğinde babası Keremi bitkin gördü ve ona ne olduğunu sordu, fakat Kerem’in ağzından tek laf bile alamadı. Padişah birkaç gün sonra Kerem’i tekrar çağırdı ve ona sordu. Kerem’de babasında bir saz istedi. Derdini böyle anlatacaktı. Babası sazı getirdi. Kerem durumunu anlatan bir türkü çaldı;
Keşiş bahçesinde bir güzel gördüm,
Aklım başımdan aldı ne çare?
Taramış zülfünü, dökmüş yüzüne,
Serimi sevdaya çaldı ne çare?

MR Valentine AsliKerem ASLI İLE KEREM EFSANESİ

Babası oğlunun dediklerinden hiçbirşey anlamamıştı. Oğluna tam olarak anlayamadığını söyleyince, Kerem boynunu bükerek odadan çıktı. Padişah haftalarca oğlunun derdini anlamak için çare arıyordu ama bulamamıştı. Bunun üzerine padişah birilerini bulup ondan derdini öğrenmesini istedi. Çirkin bir kadın Kerem’i Keşiş’in bahçesinde Aslı’ya bakarken görünce hemen padişaha söyledi. Bunu duyan padişah hemen Keşiş’i yanına çağırıdı ve neden yalan söylediğini sordu. Keşiş’i kızını vermesi için ikna etti. Bunun üzerine Keşiş padişahtan 5 ay süre istedi. Padişahda “sana 5 ay veririm ama sana yüzük vereceğim, onunla kızını oğluma nişanla dedi. Keşiş bunu kabul etti. Bu nişanlanma olaylarını duayn Sofi hemen Kerem’e haber verdi. Kerem’in günleri sefa ve zevk içinde geçiyordu. Fakat aradan bir süre geçtikten sonra Aslıyı yine özlemeye başladı. Bu durumunu babasına anlattı. Oğlunun bu dert yanışı babasını çok üzmüştü. Padişah Kerem’e: “Oğlum ben Keşiş’e 5 ay izin verdim. Süre bugün doluyor” dedi ve düğün hazırlıklarına başlandı. Keşiş’de 5 ay dolduğu için “Zengi” köyünden kaçmaya karar verdi. O gün Padişah büyük bir kafileyi Aslı’yı alamk için Zengi köyüne gönderdi. Orada da birkaç insan topluluğu kafileye doğru geliyordu. Kerem onlara neler olduğunu sordu. Bunu üzerine ihtiyardan şu yanıtı aldı: “Bizim burada bir Keşiş otururdu, onlar gece gittiler. Bizde bir şey olacak herhalde diye gidiyoruz” dedi. Kerem ağlamaya başladı. Daha sonra hemen aslı ile buluştukları bahçeye gider ve oradan geçen bir kızı Aslı’ya benzetir ve türkü söylemeye başlar. Onu duyan kız “Ey âşık! Beni kime benzettin?”
Kerem cevap verir:
“Seni Aslı Han’ıma benzettim” dedi.
Bunun üzerine kız Kerem’e:
“Aslı Hanımanne ve babasıyla birlikte Hoy’a kaçtılar” dedi. Kerem bu sözün üzerine çok sevindi. Ve bir türkü söyledi. Keşişlerin kaçtığı haberi padişahın kulağına gidince kızdı ve Zengi köyüne geldi. Ama onları bulamadı. Hemen Kerem’in yanına gitti ve “Ey oğlum bu halin ne?” diye sordu. Kerem’i alarak Isfahan’a döndü. Kerem babasına Aslı Han’ın arkasından gitmek istediğini söyledi. Babası da engel olmadı. Arkadaşı Sofi ile yola koyuldular ve Zengi köyüne geldiler. Köyde gezinen bir kıza keşiş’i soru ve Hoy’a gittiklerini öğrendi. Oradan sonra Hoy’a vardılar. Bir kahvedekilere Keşiş’i sordular ve onun birkaç gün önce Suşi’ye gittiklerini öğrendi. Kerem bu şekilde Aslının peşinden gidiyordu. Her gittiği yerde ondan saz çalması isteniyordu. Bu şekilde Suşi’den sonra Gence, Revan, Acuz, Çıldır, Şerki, Kelbe’ye gittiler. Kelbede de aldıkları üzücü haber onların 3 ay önce Kars’a gitmiş olmalarıydı. Daha sonra Kars’a vardılar ve Keşiş’i sordular. Kahvedekiler ondan bir şarkı söylemesini istedi. Ve bunun sonucunda onların Oltu’ya gittiklerini öğrendiler. Oltudan sonra: Narmana, Beyazıt ve Beyat’a gittiğini öğrendi. Beyat’dan aldıkları haberde onların 4 Gün önce Van’a gitmeleriydi İkisi birlikte Van’a giderken yolda 40 haramiler ile karşılaştılar. Haramiler onları aramak istedi. Kerem de “Ağalar ben Acem Şah’ın oğluyum, şimdi gurbete düştüm rica etsemde sılaya gitsem?” dedi. Haramiler ona “Ey âşık Allah selamet etsin diyerek yol vermeden önce türkü istediler. Türküyü duyanlar “aferin” dedi, Kerem’de Keşiş’i sordu ve türkü karşılığında Tiflis’e gittiklerini öğrendi ve yola koyuldu. Tiflis’e geldiler ve kahvedekilerden türkü karşılığında Ahlât’a gittiğiklerini öğrendi. Bu şekilde Nemrut dağını geçerek Ahlât’a geldiler. Oradan Velhasıl dağı, Muş ovası, Muş, Çanlı kiliseyi gezdiler ve aradılar. Çanlı Kiliseden gelin kızlar çıkıyordu. Kerem o kızı Aslı’ya benzetti. Ve yine türkü söyledi, saz çaldı. Sonra oradan Malazgirt’i öğrendi. Karşılarına Murat ırmağı çıktı. Irmak çok delicoş akıyordu. Kerem’in türküsü ile yavaşladı ve geçtiler. Oradan Malazgirt’e geldiler. Kahvede saz çalanlar vadı. Beraber saz çaldılar. Kerem’i çok alkışladılar. Neyse oradan Pasin ovası, Uzun Ahmed, Hasan Kalesi, Çoban köprüsünü gezdiler. Orada dalgacı bir adam vardı. “Ben Keşiş’im” diye dalga geçiyordu. Kerem’i görünce bu dalgacı bir tabuta girdi. Kerem’e adam öldü, namazını kılalım diye şaka yaptılar. Kerem adamın öldüğüne inandı. Aslında şaka idi. Namazdan sonra şaka olduğunu söylemek için tabudu açtılar ve adamı ölü buldular. Cenab-ı Hak dalgasının cezasını vermişti.

kirkharamiler ASLI İLE KEREM EFSANESİ

Neyse Kerem ve Sofi yollarına devam ettiler. Gümüşlü Kümbet, Hadım Pınar geçildi. Orada Kerem giysi yıkayan kızlar gördü ve Aslı’dan kalan tülbenti çıkartarak yıkaması için onlara verdi. Daha sonra da Laleli Dağına çıktılar. Hava çok bozmuştu. Fırtınalar koptu 3 gün 3 gece orada kaldılar. Üçüncü gecede nur yüzlü bir adam geldi. Ve onları atının arkasına alarak onları bir çırpıda Erzurum’a götürdü. Meğer o adam Hızır Aleyhisselam imiş. Orada bir konakta kaldılar. İkramlar gördüler. Kerem sazı eline alarak türkü söyledi. Sonra ağlamaya başladı. Sofi’ye neden ağladığını sordular. Sofi anlattı. Sabaha Yola çıktılar. Gezerlerken bir hamam gördüler. Cafer Ağa hamamı imiş. Oradan çıkan kadınların arasında Aslı’yı gördü ve hemen türkü söylemey başladı. Bunu duyan Aslı Kerem’i gördü ve Hemen eve koştu anasına haber verdi. Anası Keşiş’e haber verince yola çıktılar. Kerem ağlamaya başladı. Sonra sokaktaki çocuklara Keşiş’i sordular ve Mancunlar mahallesine giderlerken yol 3’e ayrıldı. Ortadan girdiler. Günlerce yol gittiler. Eşen Kalesine vardılar. Khevde oturdular. Oradan sonra Vabrik, Tercan, Çinci beli, Erzincan aşıldı. Kerem Erzincan’lılardan Keşiş’in Sarılar’a gittiğini öğrendi. Yolları bir geldi. Nuh Aleyhisselam’ın Nuh gemisinin oturduğu yere geldiler. Yerde bir kuru kafa gören Kerem kuru kafa ile konuşmaya başladı. Sofi şaşkınca Kerem’i izliyordu. Neyse sonra Eşkat’a vardılar, Engürü’ye gittiler. Kerem bir mezarlıkda ağlayan kız gördü. Kızla konuştu. Ölenin sevgilisi olduğunu anladı. Yola koyuldular. Kahveye geldi. Türkü söyledi. Sonra Ayaş’a gittiler. Yol viran olmuştu. Kerem viran olmuş yolla söyleşti. Sofi adeta olanlara şaşıyordu. Ayaşlılar Keşiş’in Zile’ye gittiğini söyledi. Tekrar yollara düştüler…

kizilirmak celtik tarlalari ASLI İLE KEREM EFSANESİ

Yeniden yollara düştükten sonra Kızılırmak’a vardılar. Nehir delicoş akıyordu. Ama Kerem’in türküsü ile duruldu. Onlarda geçtiler. Zile’ye vardılar. Hanın sahibi onları içeri almadı gitti. Onlarda kapıyı kırdı. Kapıyı yakarak ısındılar. Sonra Sivas’a gittiler. Oradan da doğruca Kayseri’ye vardılar. Kerem bir cenaze gördü ve türkü söyledi. Bunu Duyan imam Kerem’e çok kızdı. Neyse onlarda oradan Keşiş’in kaldığı eve geldiler. Aslı bahçede geziyordu. Kerem hemen yanına gitti. Kendini tanıtmadı ve “ben dişçi kadına gelmiştim dedi” Aslı onu içeri aldı. Anasına söyledi ve Kerem Aslı’nın dizine yatarak ağzını açtı. Anası sordu “Hangi dişin?” Kerem gösterdi fakat o diş değildi. Öyle böyle bütün dişlerini çektirdi. Ağzı kan dolmuştuç Cebinden Aslı’dan kalan eşarbı çıkartarak ağzına tuttu. Tülbenti tanıyan Aslı “Bu Kerem!” dire bağırdı. Anası hemen Keşiş’e haber vermeye gitti. Kerem o an hemen türkü söylemeye başladı ve sazdan başını kaldırınca Aslı’nın onu dinlediğini gördü. Aslı onu hemen dışarı çıkartmaya çalışırken Kerem’in ayağı kapıya sıkıştı ve kanamaya başladı. O sırada Kerem Tanrıya “Ey rabbim şu kızı bana âşık et” dedi. Tam o sırada isteği kabul olundu. Aslı kapıyı açıp hemen Kerem’e sarıldı. Aslı Kerem’e:
“Hadi git buradan babam gelirse seni öldürdür, gece gel, beni al!” Kerem oradan çıkıp kahveye gider. Gece olunca Aslının evine gider. Saz çalmaya başlar. Babası onu duyar ve yanında ki adamlarla Kerem’i yakalamak isterler. Kerem kaçıp gizlernir. Sonra tekrar pencereye çıkar. Tekrar çağırırken onu tutuklarlar. Hapse atarlar. Kerem’in aklı başından gitti. Dili tutuldu. Kadıyı, müftüyü çağırdılar. “Baksanıza Keşiş’in evine bir adam girmiş, öldürelim mi?” Müftü izin vermedi. Sonra Kerem’in dili açıldı. Türkü söylemeye başladı. Kerem’in dilinin açıldığını beye haber verirler. Bey Kerem’i yanına çağırır. Kerem başlar türkü söylemeye. Bey kızmaya başlar. Kerem onu dinlemeden tekrar söyler. Bey yine kızar. Amire dönüp idam fetvasını ister. Hâkim izin veremem, bunların aslı var dedi ve yerinden kalkıp Harem’ine geçti. Meğer beyin Hasene adında kız kardeşi varmış. Beyin halini görünce halini sordu. O da Kerem’i öldürmesini istedi. Karşılığında 15 kese altın verecekti. Çünkü kadı, müftü öldürülmesine izin vermiyordu. Hasene bunu kabul etti. O sırada da Kadı Kerem’ döndü. “Bak oğlum buradan kaç sana zulm edip öldürecekler” Kerem bu sözleri duymadı bile ve saz çalmaya başladı. Hâkim Kerem’e sordu: “Oğlum senin bu kızla alakan var mı? Nişanlı mısınız?” dedi. Eğer nişanlı değilseniz 2 şahit bul seni şu Aslı ile nişanlayalım” dedi. Kerem hemen Sofi’yi çağırdı. Hâkim mesele’yi sofi’ye sordu. Sofi’de anlattı. O sıralarda da Hasene Hanım 40 tane gülcülerden kız alıp her birine kıyafet giydirdi. Sonra onları büyük bir bahçeye soktu. Ve Kerem’i çağırdı. Kerem içlerinden Aslı’yı görünce gözünü ondan ayırmadı. Zaten başka bir kıza baksaydı, Hasene Hanım onu öldürecekti. Kerem gözünü ondan ayırmayınca o da Kerem’in gerçekten Hak aşığı olduğunu anladı. Hasene Hanım bu aşkı anlayınca Aslı’yı ondan sakladılar. Hasene Hanım Kerem’den türkü söylemesini istedi. Kerem hep Aslı’ya hitap eden türküler söylüyordu. Hasene Hanım kızdı ve kendisine hitap eden bir türkü söylemesini istedi. Kerem yine Aslı’ya söyledi. Bu sefer Hasene Hanım sordu:
“Kerem ben ne derim, sen ne dersin? Sana hemen Aslı’yı alıvereyim” dedi. Kerem:
“Ya Rab, sana şükürler olsun” dedi. Hasene hanım bu türkülerden onun gerçek bir âşık olduğunu anladı. Ve:
“Senin gerçekten âşık olduğunun isbatı var mı?” dedi. Kerem’de:
“Bak ben bir türkü söyleyeyim, eğer Aslı’nın her yönünden söz etmezsem beni öldür” dedi. Ve türküsüne başladı:
Bir hali diyor merde mert cengi
Bir hali dövüyor cümle frengi
Bir hali bozulmaz hiç onun rengi
Bir şulesi halka yetişir…

h107804123tt1 ASLI İLE KEREM EFSANESİ

Hasene Hanım baktı ki bu türkü tam Aslı’yı anlatır, hemen herşeyi beye anlatır:
“Bu kızı Kerem’e verelim, eğer vermezsek, Kerem’in ahı bizi yakar”
Bey bu sözleri duyunca hemen Keşiş’in yanına gider ve:
“Kızını Kerem’e ver, eğer vermezsen seni öldürürüm” dedi.
Bu olanları Keşiş karısına anlattı. Ve o gece Kayseri’den kaçtılar. Sabah onları bulamadılar. Bir kişi onların Tekke’ye doğru gittiğini söyledi. Kerem çok üzüldü ve beyin ayağına kapanarak; “Aman beyim ben böyle olacağını bilirdim. Allahaısmarladık” diyerek yola koyuldular. Tekke’ye ulaştılar. Oradan Karapınar’a geçtiler. Sonra Haleb yoluna düştüler. Keşiş’de Haleb’de ermeni evine girdi. Halebli ermeni onun başka biri olduğunu anladı. Ermeni Keşiş’e burad ne aradığını sordu. Keşiş başından geçen herşeyi anlattı. Halebli Ermeni de: “O halde Kerem buraya gelmeden kızını evlendir” Bu sırada da Aslı Han babasına feryad ediyordu. Kerem ve Sofi’de Haleb’e geldiler. Burada Kerem hanın sahibi Külhan Beyine başından geçenleri anlattı. Külhanbeyi Kerem’i Aslı’ya alacağına söz verdi. Bir koca karı tuttu. Onu Aslı Han’ın yanına gönderdi. Koca karı Aslı Han’a: “Kerem’in yanına gitmek ister misin?” deyince Aslı hemen kalktı. Külhanbey’de Kerem’e haber verdi. Koca Karı’da Aslı Han’a:
“Git anandan Haleb’i gezeceğiz diye izin al” dedi. Anası da “tamam ama sakın geç kalma” dedi. Sonra Külhanbeyi Kerem’i Aslı ile buluşacağı Kümbet’e götürdü. Orada Kerem’i gören Haleb paşası onu zindana attırdı. Kerem’i zindan’a türkü söylerken duyan paşa ona kendini tanıttı ve Aslı Han’a şu anda düğün yapıldığını söyledi. Kerem’de: “Bana güzel bir at, silah ve hizmetkâr ver Aslı kiliseden çıkarken beni görsün” dedi. Paşa isteklerini yaptı. Ertesi gün Kerem kilisenin oraya gitti. Paşa arkadan adamlar gönderdi. Kerem Aslı’yı görünce türkü söylemeye başladı. Onu gören Aslı hemen yolunu değiştirdi. Sonra adamlar kızı hemen örtüp konağa getirdiler. Keşiş’in dostları Keşiş’e haber verince Kerem’den kurtuluş olmadığını anladı. Keşiş’in aklına bir fikir geldi. Kızını Kerem’e vereceğini, fakat ilk gecelerinin elbisesini kendisi dikeceğini söyledi. Kerem ve Aslı çok sevindi. Keşiş evde sihirli, büyülü bir fistan dikti. Kerem yanına gelince fistanın düğmelerini elleri ile çözecekti. Neyse 40 gün 40 gece düğün yaptılar.

dnql5 ASLI İLE KEREM EFSANESİ

Sonra Aslı ile Kerem evlerine gittiler. O gece Kerem namazını kıldıktan sonra Aslı fistanını giydi ve Kerem’in yanına geldi. Kerem’den bu düğmeleri çözmesini istedi. Kerem tam söktü 2 tanesi kaldı ki düğmeler tekrar kapandı. Kerem elleri ile tekrar denedi. Sürekli kapanıyordu düğmeler. Artık uğraşmaktan tan yeri ağarmıştı. Kerem düğmeleri nasıl çözeceğini düşünüyordu. Tekrar denerken en sonunda kocaman bir “Ah” çekti. Ve Kerem’in ağzından çıkan ateş ile birden bire Kerem cayır cayır yanmaya başladı. Külleri yere döküldü. Aslı ağlamaya başladı. Ve hemen annesine haber verdi. Annesi de kızım bu senin sevinecek günündür deyince Aslı annesine Kerem’in küllerini gösterdi. Annesi de çok şaşırdı. Sonra Paşa Aslı Han’ı sorguya çekti. Olayların Keşiş’in yaptığı anlaşıldı. Keşiş öldürüldü. Aslı 40 gün Kerem’in küllerinin başında bekledi. Sonra saçlarını süpürge ederek silerken küllerin içinde kalan ateş ile Aslı’da kül oldu. İkisinin külleri birbirine karıştı. Bunu görenler Paşa’ya haber verdiler. Paşa’da Aslı’nın annesini türlü eziyetlerle öldürdü. Daha sonra ki günde Sofi’ye düğün yaptılar. 40 gün 40 gece düğün oldu. Aslı ve Kerem dünyada kavuşamadılar ama şu an cennete düğünleri olsa gerek…

19 Yorum “ASLI İLE KEREM EFSANESİ”

  • medine diyor ki:

    Bitti acılar..
    Gitti bütün karanlıklar…
    Sayende yar sayende…

    Öyle bir sevdaya düştüm ki alev alev dağılıyorum zamana.
    Yana yakıla seni soluyorum her saniye başı.
    Nefes gibi içime çekip sevgini, tutunuyorum hayata.
    Senli hayat hiç olmadığı kadar güzel…
    Tutkumsum yar çoşkumsun..
    Tereddütsüz dalıp gittiğim okyanusumsun..

    Şiirlerin yetmediği,
    Cümlelerin tükendiği bir aşkla seviyorum seni.
    Aslı’nın Kerem’i sevdiği gibi..
    Ruhuma huzur veren yangınımsın,
    Bana beni sevdiren kahramanımsın.
    Ayakları yerden kesilen düşlerimin sebebi
    Kaderimdir dediğim senli yarınlarımsın…

    Hoşgeldin ömrüme
    Hoşgeldin günüme,geceme

    Hoşgeldin seninle can bulan yüreğime…  (aslıyla keremin hikayesi çok etkiler beni neden bilmem   ablam, yüregine , gönlün  nekadarda temiz çok güzel olmuş ellerine o narin güzel yüregine saglık )

  • deniz cansu diyor ki:

    TÜLİN ABLACIĞIM; FERHAT İLE ŞİRİN, SARI KIZ VE KIZ KALESİ EFSANELERİNİ DE ARAŞTIRACAKTINYA UNUTTUN MU?
    NEYSE SANA HAK VERMEMEK ELDE DEĞİL O KADAR İŞ ARASINDA UNUTTUN HERALDE.
    BU EFSANE DE ÇOOK GÜZEL.

  • yumaksepeti diyor ki:

    Denizcim unutmadım canımcım, sırayla hepsini yayınlayacağım inşaallah yavaş yavaş. Öncelikle sitemin google de bir kategorisi var, bu konularda daha fazla yazı yazmak zorundayım ama araya bu güzellikleri de sıkıştırıyorum merak etmeyesin….

  • yumaksepeti diyor ki:

    Medinecim sevdiğine çok memnun oldum. Dedim ya birden  bire aklıma geldi. Anadolumuzun güzel hikayeleri ve efsaneleri var gerçektende. Senin şiirinde ayrı bir güzeldi doğrusu….Öpüyorum çook..

  • medine diyor ki:

    deniz ben ferhat ile sirin ,, kız kulesi efsanesini biliyorum ama sarı kızı bilmiyorum  belki tülin ablam bizimle sarı kız efsanesini bir gün paylaşır ablam?? ALLAHA EMANET OLUN

  • yumaksepeti diyor ki:

    Aktarırım Medinecim, Sarı kız Manisa dolaylarında yaşayan bir evliya kızın hikayesi . Tamam haftaya anlatacağım söz veriyoum……..

  • derya diyor ki:

    abla ne kadar güzel ben böyle hikayeleri dinlemeyi çok seviyorum ve beni çok etkiler haytıma bazen yön bile verirler

  • deniz cansu diyor ki:

    MEDİNE ABLACIĞIM  SARI KIZ EFSANESİNİN BİRAZINI BİLİYORUM AMA HAKKINDA BİR KAÇ RİVAYET VAR? TÜLİN ABLAM SÖZ VERDİ HAFTAYA YAYINLAYACAK ALLAH İZİN VERİRSE.

  • medine diyor ki:

    tamam ablam  heycanla bak    3 kişi  bekliyoruz  ALLAH İZNİ  İLEE

  • Yumak Sepeti diyor ki:

    Merak etmeyin kardeşlerim sözüm söz Allahın izniyle, Haftaya,inşaallah,en güzel şekliyle.,Sarıkız efsanesini anlatacağım .(öptüüm çoook)

  • derya diyor ki:

    Ben Aslı Sen Kerem Misali
    Elbet bir gün yine karşılaşırız
    Ben hancı sen yolcu olur misali
    Hasretle özlemle kucaklaşırız
    Kor alevde yanan Mecnun misali

    Aşarız engeli engel olanı
    Sevgiler sereriz yollar misali
    Yüce dağlar olsa dayanmaz bize
    Deleriz geçeriz Ferhat misali

    Mevla yazmış bizi birbirimize
    Sen bana ben sana kader misali
    Bu sevgide yandık yandık kavrulduk
    Ben Aslı Sen ise Kerem misali.

  • derya diyor ki:

    ablacım mutlaka bekliyorum sarı kız efsanesini hiç duymamıştım çok merak ettim  deniz ben medine 4 gözle beklyoruz allaha emanet ol iyiki varsın

  • Yumak Sepeti diyor ki:

    KEREM- Bir elmanın yarısı sen
    Yarısı da benim Aslı m
    Yumurtanın sarısı sen
    Beyazı da benim Aslı m

    ASLI-Ben dağların ardındayım
    Her gün senin derdindeyim
    Doru atın sırtındayım
    Gel de beni kurtar Kerem

    KEREM-Dağları da delip geldim
    Sevdan ile kopup geldim
    Aşkın ile yanıp geldim
    Telli duvak takın Aslı m

    ASLI-Aşkın ile yanıyorum
    Sözlerine kanıyorum
    Her an seni anıyorum
    Sevdalımsın canım Kerem

    KEREM- Gelinliğini giyin salın
    Nazındadır sevda yelin
    Akmasın gözünden selin
    Nazlı gülüm güzel Aslı m

    ASLI- Giyindimde geldim Can
    Benim sana aşla yanan
    Senin sözlerine kanan
    Kınaları sürdüm Kerem

    KEREM- Ateşinle yanmaktayım
    Gül oldum da solmaktayım

    Seni bende bulmaktayım
    Düğün dernek edek Aslı m

    ASLI-Saçlarıma bak tutuştu
    Ateşlerle can buluştu
    Doru atlar hep atıştı
    Cennetteyiz gayrı Kerem

    KEREM-Dünya-ahret yandık canan
    Küllerimiz bizde kalan
    Sevdamızdır gerçek olan
    Bu aşk burda bitmez Aslı m

     

    N.C

  • Yumak Sepeti diyor ki:

    Sözüm söz Önümüzdeki günlerde yayınlayacağım kardeşim. Öpüyorum çok seni…

  • derya diyor ki:

    gerçekleri döktün ablacımbu şiirinlr ortaya içimdeki küller eridi nasıl teşekkür etsin derya sana bilemiyorum bekliyorum abla sarı kız efsanesni bende seni öptüm çok

  • derya diyor ki:

    Ey Nebiler Serveri, Seni önce Rab sevdi,
    Sonra bütün enbiya, sonra tüm ashab sevdi!..

    Bu sevdânın bir eşi yaratılmadı daha,
    Cebrail Sana vurgun, Sen müştâksın Allah’a!..

    Leblerini kim görse gıpta ederdi Senin,
    Böyle güzelliği yok, âlemde hiç kimsenin!..

    Fazlına erişmez el, anlatamaz söz Seni,
    Selmân, Bilâl kesilir, bir gördükçe göz Seni!..

    Aferinler, gıptalar, vasfına yetmez kelâm,
    Ey Habib–i Kibriya! Essalâtü Vesselâm!.

    * * * * *

    Yanağının güneşi cenneti süsleyen mah,
    Kaşların, kirpiklerin, gözlerin gülen sabah!

    Bulamam misalini arasam da ben güzel,
    Evet, bir tek sen varsın, iki alâm en güzel!

    Sayılar kati gelmez, eli ermez kelâmın,
    Asırlar ve devirler geçtikçe artar nâmın!..

    Hak yarattı nurunu, yine önce Hak sevdi,
    Seni ceddin ıbrahim, ısmâil, ıshâk sevdi!

    Sensin varlığa medar, müştâkındır her Yusuf,
    Yakub bu yüzden dedi:”Ya Rab! Bana ver Yusuf.”

    Bu yüzden çağladı su, bu yüzden açtı çiçek,
    Çünkü sen bir rahmetsin, sana muhtaçtı çiçek!…

    El sürdüğün taş, çakıl, sanki firûze çini,
    Hasretinle yakmada insanların içini!…

    Kalbdeki yaralara, dertlere tabibsin Sen,
    Ey Nebi, bir rahmetsin, ey Nebi, Habib’sin Sen!..

    Aferinler, gıptalar vasfına yetmez kelâm,
    Ey Sultanü’l–Enbiyâ, Essalâtü Vesselâm!..

    * * * * *

    Ey Fahr–i alâm, Seni arz sevdi, sema sevdi,
    Bin ay, bin sene değil, her şey daima sevdi!

    Ta ezelden ebede uzadı zincir–i aşk,
    ıki kanadımız var: Biri sevdâ, biri aşk!

    Seni Âdem, Nûh sevdi, ıdris, Sâlih, Hûd sevdi,
    Evet, ey şâh–ı Rasûl, Süleyman, Dâvûd sevdi!

    Sade Nebiler değil: Melek, huri, cin sevdi,
    Kara gözlü ceylânlar, nazlı güvercin sevdi!

    Ah! Nice iştiyâk bu? Uhud ve Hira sevdi,
    Hep hasretini çekti, rahip Bahira sevdi!..

    Güvercin, keklik, kuğu, dalda yavru kuş sevdi,
    Taşlar selâma durdu, yol sevdi, yokuş sevdi!..

    Hep serviler sana râm, hep başında ak bulut,
    Nurunun şerefine yaratmakta Hak, bulut!..

    Senin sevdâlıların yıldızlardan daha çok,
    Aşkına düşen kişi yaklaşır Allah’a çok!..

    Bu iklim–i fenâda yok köre, şaşkına yol,
    Bir tek senin sevdandır, Allah’ın aşkına yol!..

    Hep salât, selâm gider, hep övgüler var Sana,
    Allah da onu sever, kim olursa yâr Sana!..

    Devletinin Veziri Cibril–i Emin Senin,
    Böyle kadri ve fazlı yok âlemde kimsenin!..

    Aferinler, gıptalar, vasfına yetmez kelâm,
    Ey Habib–i Kibriya! Essalâtü Vesselâm!..

    * * * * *

    Bulunsa da âlemde her güzelin çok misli,
    Akıllar hayran kalır, bu sevdanın yok misli!..

    Gönül çelen dilberler Mecnun’lara yâr olmaz,
    Ey Nebi, seni seven, mahrum–i didâr olmaz!..

    Seni Sıddîk ve Ömer, Osman ve Ali sevdi,
    Sultanlar, padişahlar, binlerce veli sevdi!..

    Bu yüzden coştu Bilâl, bu yüzden Habbab sevdi,
    Bu yüzden nice bin dost, nice bin ahbab sevdi!..

    Can derdini unuttu, Seni seven tek sevdi,
    Bu çemen diyarında, her gül, her çiçek sevdi!..

    Çölden bir Veysel çıktı, iştiyâkına düştü,
    Kimi ta Buhara’ya, kimi yakına düştü!..

    Bir kuru kütük bile inledi Ney’ler gibi,
    Taşı sızlatmak Senin mucizendir, ey Nebi!..

    Çünkü Sensin tek rahmet, Sensin derman yarada,
    Binlerce hayranın var, denizde ve karada!..

    Nurundan nasip ister mahşer halkı da Senin,
    Mümkün değil fazlına erişmesi kimsenin!..

    Aferinler, gıptalar, vasfına yetmez kelâm,
    Ey Habib–i Kibriya! Essalâtü Vesselâm!..

    Hadis-i şerif:

    “- Kim bana bir salât getirirse, Allah ona on salât getirir (yâni onu on rahmetle anar), on hatası silinip atılır ve on derecesi yükseltilir.

  • Yumak Sepeti diyor ki:

    Yaratılan tüm varlıkların zerreleri adetince Salat ve Selam sana olsun Ya Resulallah”

  • Yumak Sepeti diyor ki:

    Deryacım aslı ile Kerem şiirini sevdin Mi? Onu bir arascan isminde bir şair yazmış, bir çift de seslendirmiş. çok güzel okumuşlar şiiri .Senin mailine gönderiyorum .umarım gelir. bir de böyle dinle bakalım. Öpüyorum çok….

  • hatice diyor ki:

    mecnun leyla misali ferhat şiirin misali kerem aslı misali nerde böyle aşk misali kaldı böyle aşk misali aman kalmasın zaten şimdiki aşkların hepside zaten yalan bize onların aşkı yetiyor biz mecnun leyla ferat şiirin kerem aslı aşkından başka aşk istemeyiz sevgilerle arkadaşlar eeeee bana katılıyormusunuz yorumlarınızı bekliyorum.

Yorum Yaz

Arşivler
Giriş