PostHeaderIcon “VAV ” HARFİ VE SIRRI

baturulucami7ya6 VAV  HARFİ VE SIRRI

Bugün “vav” şeklinde bir bileklik aldım kendime . Bu kadar dünya işi ile meşkul olmaya mecburken o büyük sultana kul olduğumuda unutmayayım diye.Öğrendiklerimiz karşısında şaşırıyor muyuz? Gördüklerimizin idrakine varabiliyor muyuz? Evlerimizi, camilerimizi süsleyen hat yazılarının anlamlarını örneğin… Adeta bir hat müzesi olan Bursa Ulu Cami’deki gözümüze ve gönlümüze hitap eden hat tablolarında ne yazdığını, hergün camiye gelen yüzlerce ziyaretçiden kaçta kaçı merak ediyor acaba?

Aşina olmanın böyle bir dezavantajı var ne yazık ki: Fark edememek! Gözümüzün değdiği şeyin bilincine varmadan yolumuza devam etmek… Oysa anlamına vakıf olarak baktığımızda içimizi güzelleştirecek bir şeydir belki karşımızdaki. Çok değil biraz öğrenmeye istekli olsak, ne cevherler karşımıza çıkıverecek. Sadece bakan değil, gördüğünün ardını merak eden, araştıran bir göz olmak gerek.

Neden Vav harfi bu kadar çok kullanılıyor?

Manasını idrak edemeyince görsel bir kompozisyondan ileri gidemiyor tablolar bizim için. Bazen bir çırpıda okuyuversek de, kimi hat yazıları çok karışık oluyor. İç içe geçmiş harfler, hangi hareke hangi harfe ait belli değil, bir de süsleme sanatındaki şekiller yok mu, çöz çözebilirsen! Kendi başıma işin içinden çıkamadığım vakit ehil birinden yardım almak en iyisi. Bulmaca gibi bir şey, ne yazdığını anladığım vakit seviniyorum ister istemez. Bu sefer gözüme bambaşka görünüyor deminki karmakarışık şekiller.

vavHepsi bir yana dursun, hat ve ebru sanatına ilgi duyanların dikkatini çeken bir harf vardır: Vav harfi. Yine, gidenler görmüştür, Bursa Ulu Cami’nin duvarlarını olanca zarafetiyle süsleyen harf Vav’dan başkası değildir. Diğerlerinden daha çok ilgiye mazhar olmasının ve kullanılmasının sebebi, sadece şeklindeki estetik ve zarafet değil elbet.

Vav’ı görünce dur!

Kur’an-ı Kerim’de vav ile başlayan ayetlerde yemin edilmiştir. Bir şeyin üzerine kasem ediliyorsa yemin edilen şeyin delil olarak kullanılacağını anlamalıyız. Bu yüzden vav eğer yemin anlamındaysa, arkasından dikkatlerimizin çekilmek istendiği önemli bir şeyin geliyor olacağını bekleyebiliriz. Ku’anı- Kerim’de çoğu vakitler üzerine -kuşluk vaktine, fecre, geceye, gündüze (vel-fecr, ve’d-duha, ve’n-nehâr, ve’l-asr, ve’l-leyl…) ve bunların alametleri sayılan güneşle aya yemin edilir. Asr sûresinde, mutlak mânâda zamana yemin edilerek, akıp giden vakti dikkatle değerlendirmesi konusunda insanoğlu uyarılır.

El-Vedud: Kullarını seven, onlara ihsan eden

Vav harfinin Esma-ül Hüsna’dan El-Vedud ismi şerifiyle bağlantılı olduğu düşünülebilir. Kullarını seven ve sevilen. Sevmeyi gönlümüze koyan da, sevilmeye en çok layık olan da O’dur. Vav harfi, insanın secde haline benzetilir ya, yaratıcısına en yakın olduğu haline, kulluğumuzu simgeler bu yüzden. Vav gibi olmak; yani kulluğunu bilmek, secdeye kapanabilmek demek.

Hafız Osman: “Efendi, o ‘vav’ her zaman yazılmaz”

Vav ile ilgili meşhur bir hikâye de anlatılır: Osmanlı Devleti’nin en büyük hat sanatı ustalarından biri Hafız Osman’dır. Hafız Osman, emekli olduktan sonra kafa dinlemek için o devrin en sakin semtlerinden biri olan Üsküdar’a yerleşir. Fırtınalı bir günde kayıkla Beşiktaş’a geçmek ister. Sahilden bir kayığa biner. Yol bitmek üzereyken kayıkçı ücretleri ister. Fakat Hafız Osman, yanına para almayı unuttuğunu fark eder. Tabii artık çok geçtir. Bir çare gelir aklına…vav

Kayıkçıya “Efendi, yanımda param yok, ben sana bir ‘vav’ yazayım; bunu sahaflara götür, karşılığını alırsın.” der. Kayıkçı, yüzünü ekşitip söylenerek yazıyı alır. Bir zaman sonra kayıkçının yolu sahaflara düşer. Bakar ki yazılar, levhalar iyi fiyatlara alınıp satılıyor; cebindeki yazıyı hatırlar ve satıcıya götürür. Satıcı yazıyı alır almaz, ‘Hafız Osman Vav’ı’ diyerek açık artırmaya başlar. Sonunda çok iyi bir fiyata satar. Kayıkçı, bir haftalık kazancından daha fazlasını bu ‘vav’ ile kazanmıştır.

Gel gelelim, bir gün Hafız Osman karşıya geçmek istediğinde yine aynı kayıkçıyla karşılaşır. Yol bitmek üzereyken ücretler toplanır. Hafız Osman da parayı kayıkçıya uzatır. Kayıkçı, “Efendi, para istemez; sen bir ‘vav’ yaz yeter.” der. Hafız Osman, tebessüm ederek cevap verir kayıkçıya: “Efendi, o ‘vav’ her zaman yazılmaz. Sen dua et, başka bir gün para kesemi yine evde unutayım…

Tablolardan göz kırparak insana kendini ve Rabb’ini hatırlatan Vav’ın, bana düşündürdükleri bunlar. Kim bilir daha ne manaları vardır bilmediğimiz.http://www.anadoluhaberim.com

Yorum Yaz

Arşivler
Login
Bumerang - Yazarkafe